Romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Kitap Yorumu: Postacı Kapıyı Çalmayacak | Ava Dellaira

Kitap Adı: Postacı Kapıyı Çalmayacak
Özgün Adı: Love Letters to the Dead
Yazar: Ava Dellaira
Seri: -
Tür: Genç Yetişkin, Romantik
Çeviri: Heves Berksu
Yayıncı: Martı
Sayfa: 352
Baskı: Mayıs 2014

"Size bu mektupları yazmaya başlayınca kendi sesime kavuştum. Sonra bana yanıt veren bir ses duydum. Bir şarkının farklı tınlayışında, bir filmin hikâyesinde, kaldırımdaki çatlakta açan bir çiçekte buldum yanıtı. Bir pervanenin kanat çırpışında, dolunaya dönen ayda... Yeryüzünde bu mektupları gönderebileceğim bir adres yok. Öldüğünüzü biliyorum ama sizi duyuyorum. Hepinizi duyuyorum. Buradaydık, bunun bir anlamı var, diyorsunuz."

Kısa süre önce ablasını kaybeden Laurel, onun nasıl öldüğünü bilen tek kişidir ve bu sırrı kimseyle paylaşmamasının bir nedeni vardır. 
Onu bu karanlıktan çıkaracak yardım eli, hiç beklemediği bir yerden gelir. Genç kız okulda verilen bir ödevle mektuplar yazmaya başlar. Bu mektupların ortak noktası ise erken yaşta hayata veda etmiş, onun için anlamı olan Amy Winehouse ve Kurt Cobain gibi ünlü isimlere yazılmasıdır. Zaman geçtikçe bu duygu yüklü mektuplar hem ablasının ölümü üzerindeki sır perdesinin aralanmasına hem de Laurel'in kendine bir yol çizip yetişkin bir bireye dönüşmesine yardımcı olur.


Postacı Kapıyı Çalmayacak o kadar güzeldi ki... Hani böyle bazı kurguların ruhu olur ve canlı, elle tutulur bir şeymiş gibi onu hissedersiniz ya... Bu kitabı okurken tam olarak bunu yaşadım. Daha uzun sürede bitirmiş olmayı isterdim çünkü her cümle sindire sindire okunmayı hak ediyordu.

"Size çok yakın olan bir şeyi kaybettiğinizde biraz da kendinizden bir şeyler kaybetmiş olursunuz."

24 Mart 2016 Perşembe

Kitap Yorumu: Gitme | Selvi Atıcı [Kayıp Şehir #3]

Kitap Adı: Gitme
Yazar: Selvi Atıcı
Seri: Kayıp Şehir(#3)
Tür: Romantik 
Yayıncı: Nemesis
Sayfa: 496
Baskı Yılı: 2016


Nefret ve aşk arasındaki mesafe ne kadardır?
Kilometrelerce mi?
Belki bir adım kadar yakındırlar birbirlerine?

Belki de aralarında zerre kadar dahi uzaklık yoktur. Üstelik birbirlerine dönüşmeleri öyle hızlı gerçekleşir ki, hiçbir kalp nasıl sevdiğinden bir anda nefret ettiğini, sonra onu yeniden nasıl sevdiğini anlayamaz.

Sırılsıklam âşık olan bir kadın… Tek gecelik ilişkilerin adamı olan bir erkek… Ve geçirilen tek geceden sonra birbirinden nefret eden ya da belki tamamen âşık olan iki insan... Gerçekte hissettikleri şeyin ne olduğunu keşfetmeleri ise hiç kolay değil… Gitme, aşkın ve nefretin sınırlarında dolanmanıza neden olacak.


Mirza. Mirza. Mirza... Siz hiç bir karakteri ölesiye sevip aynı zamanda katili olmak istediniz mi? Eh böyle bir ikilemi daha önce yaşamadıysanız eminim Tunç Mirza size bol bol yaşatacak. Zira kendimden örnek vermem gerekirse, bir an kafasını duvarlara sürtüp kıvılcım çıkartmak isterken bir an sonra bütün dengem şaşıyor. Pamuklarla sarmalayıp kimseler görmesin, benden başka kimseler ondan haberdar olmasın diye bir yerlere kilitleyesim geliyor. Ama sonra birden geçmiş hafızamda alevleniyor ve tekrar başa dönüyorum. Kısaca açıklamak gerekirse bir kısır döngü yaşıyoruz Tunç Mirza ile. Kızıyorum, acı çektirmek istiyorum sonra "ya sen can mısın" diye sevmeye başlıyorum. Ve sonra tekrar tekrar yaşanıyor bu olay. Ha sanmayın ki bu döngü Mirza'nın kendisi ile alakalı. Tamamen benim hastalıklı tutumumdan dolayı olduğunu itiraf etmem gerek. Çünkü kitabın başlarında kendisine epeyce kızmanıza rağmen biraz ilerledikten sonra insanın sevmekten canını çıkarası geliyor. Ama ben eskiyi kolay unutamayan bir insanım. Taktım mı takarım :P
Şimdi diyeceksiniz yine ne saçmalıyorsun... O yüzden şakayı bir kenara bırakıp konuya giriş yapıyorum.

Selvi Abla'nın önceki kitaplarına yazdığım yorumları okuyanlar bilir ne derece kendisini ve kitaplarını sevdiğimi. Her yorumumda değinmeden geçmediğim bir unsur var ki, kendisinin yazacağı her şeyi istisnasız okumamdır. Bu ister bir kitap ister öylesine karalanmış bir taslak olsun, hiç fark etmez. Ciddi ciddi saatlerce, günlerce aşk yaşayabilirim eserleri ile. Bu nedenle Gitme'ye de büyük bir heves ve heyecanla başladım. Ama açıkçası büyük hayal kırıklığına uğradım... falan dermişim :D Şaka şaka. Bunlar hep Mirza'nın yan etkisi. Cidden adam insanın bünyesini alt üst ediyor. Mahvetti beni mahvetti! Evet yine dağıttım ortalığı farkında olmaksızın biliyorum. Siz beni taşlamadan giriş yapıyorum artık.-ve bu sefer ciddiyim.-

19 Mart 2016 Cumartesi

Kitap Yorumu: Köprü | Claire Wallis [Push #1]

Kitap Adı: Köprü
Özgün Adı: Push 
Yazar: Claire Wallis 
Seri: Push(#1) 
Tür: Yeni Yetişkin, Romantik, Karanlık
Çevirmen: İnci Nazlı
Yayıncı: Yabancı
Sayfa: 408


Köprüde dikiliyorum. Birdenbire, acımasız bir netlikle farkına varıyorum. Bir tek ben olmadığımı anlıyorum. Bunu daha önce de yaptığını biliyorum. Diğer kadınlarla. Başka şehirlerde. Başka köprülerde. Ama önemi yok. Onlar ben değildi. 

Emma Searfoss hayatı boyunca, kendisini taciz eden üvey babasından kaçmıştı. Evden ayrılmasının sebebi oydu. Ailesinden geriye kalanlarla bağını koparmasının sebebi oydu. Hepsinden önemlisi kontrol edemediği öfkesinin sebebi oydu. Yeni dairesinde mutfağını tamir etmek için yardıma komşusu geldiğinde, adamın esrarengiz büyüsü Emma'nın içindeki alevi sakinleştirmişti. David sakin ve kontrollüydü, ve Emma onun yanındayken hayatında ilk kez hissettiği bir güven duygusuna kapılmaya başlamıştı. Oysa ki David'in kendi ürpertici sırları vardı ve Emma tehlikeli bir çizgide yürüyordu; fakat David'in çekimine karşı koymak neredeyse imkânsızdı… 


"Hepimiz nedenleri biz olalım yada olmayalım, sırların elinden çekiyorduk. Ve bu yüzden, kendi kendimizin kurbanı olmuş bir dünyadaydık. Kimsenin anlamayacağı veya yargılanma korkusuyla sırlarımıza sıkı sıkıya tutunuyorduk. İnsanlar çalıyor, yalan söylüyor, aldatıyor, cinayet işliyor, görmezden geliyor ve kandırıyorlardı, ama bu yanlışların yükünü sanki bir nişan gibi onların kurbanları taşıyordu."

Şuan üzerimden kamyon geçmiş gibi hissetmem normal diye düşünüyorum. Zira kitabın sonu ve kurgusu insanda böyle bir etki bırakıyor. Ne okudum, ne oldu, ne ara oldu, nasıl oldu hiçbir fikrim yok. Her şey öylesi hızla gelişti ki. Sanki kitaba az önce başlamışım da hemen bitirivermişim gibi. Cidden neden yapıyorsunuz böyle şeyleri sevgili yazarlar? Şaka mı bu? Şakaysa bu nasıl mizah anlayışı. Lütfen ama öyle son mu olur? Tamam az çok bekliyordum böyle bir şey ama... Ne yapayım ben şimdi ikinci kitap ikinci kitap diye yalvarayım mı? Gerçi onu yaparsam da bu kez etki tır etkisi olacak büyük ihtimalle.

Biliyorum biliyorum... Yine ortadan daldım konuya adeta, farkındayım. Fakat fark etmişsinizdir ki biraz şaşkın, biraz çelişkide, biraz da altüst olmuş durumdayım. Bu nedenle ki pek kitabın konusuna değinmek istemiyorum. Anlatılmaz yaşanır sözü bu gibi kitaplar için kullanılabilir sanırım. O yüzden ben direk kendi duygularımla başladım. Çünkü beni tanıyanlar biliyor ki kitapları yorumlarken spoiler vermeyi seven bir insanım. Neyse...

9 Şubat 2016 Salı

Kitap Yorumu: Gece İle Şafak | Fatma Erdek

Kitap Adı: Gece İle Şafak
Yazar: Fatma Erdek
Tür: Romantik 
Yayıncı: Ephesus
Sayfa: 523
Baskı Yılı: 2015


Karanlıkta bile gören gözdü yürek. Bir kez bağlandığında, iz sürüyordu. Onlar sevgiyi de, acıyı da birlikte yaşamışlardı. Büyüklerin dünyasında kötülüğün kurbanı olmuş, kaderin savurduğu farklı yönlerde kaybolmuşlardı.

Yıllar geçmiş, yaşamlar değişmiş, dile getirilemeyen acılar karanlıklarda hapsolmuştu. Ancak bir gerçek vardı ki; aynı ateşte yanan yürekler, biraz örselenmiş, biraz olgunlaşmış olsa da, birbirini tanıyordu.

Fakat hayat bu kez onlara farklı roller çizmişti. Gece, intikam ateşiyle yanan bir kadın… Şafak, sevdiği kadını korumak için kendinden vazgeçmeye hazır bir erkek… Gerçeği ararken, aşkın ve tutkunun esiri olan iki yürek…

Bir yanda dar, çıkmaz sokaklar, birbirine yaslanmış gecekondular, benzer yazgılar, yüzler, insanlar… 

Diğer yanda karanlığa sahte ışıklar yakan sazlı sözlü mekânlar, suçlar, suçlular, hem sefil, hem de göz alıcı hayatlar…

Tehlikenin koynunda, sırlarla çevrili derin bir AŞK hikâyesi okumaya hazır mısınız?


Önceki yorumlardan bazılarında "spoiler vermeden yazarken zorlanıyorum" tarzı bir şeyler demiştim. Erken konuşmuşum şuan anlıyorum. Sanırım bu konuda beni en çok zorlayan kitap oldu Gece İle Şafak. Tek bir hikayeden ibaret değildi çünkü. Hikaye içinde hikaye vardı sanki. Öyle çok insanın hayatına göz attık ki o 500 sayfada. Geçmiş ve günümüzün paralel olarak gitmesi de tuz biber oldu üstüne. Bir an mutlulukla gülümserken bir anda gözleriniz dolu dolu olabiliyor. Ya da bir an merak içindeyken hemen sonrasında o merak duygusunu gidermenin, gizemi çözmenin hazzını yaşayabiliyorsunuz. Karmakarışık duygulara kapılmışken, biraz da alt üst olmuşken bir bakıyorsunuz o son sayfaya gelmiş, kapağı kapatmışsınız. Yüzünüzde buruk bir gülümseme, "keşke bitmeseydin" diyor ve tüm bunlar gerçek miydi, kurgu muydu diye düşünmeye başlıyorsunuz. En azından beni bu açıdan çokça etkiledi diyebilirim.

25 Ocak 2016 Pazartesi

Kitap Yorumu: Ruhumdaki Canavar | J.M. Darhower [Monster In His Eyes #2]

Kitap Adı: Ruhumdaki Canavar
Özgün Adı: Torture To Her Soul
Yazar: J.M.Darhower
Seri: Monster In His Eyes(#2)
Tür: Yeni Yetişkin, Romantik, Karanlık
Çevirmen: Arzu Altınanıt
Yayıncı: Yabancı
Sayfa: 480



Ben iyi bir adam değilim. Değilim işte. Biliyorum. İçimde, dünyada en ufak ışık zerresi bile bırakmayacak kadar karanlık var. Ama zarar veremeyeceğim biri var, söndürmeye cesaret edemediğim tek bir ışık… Karissa. Benim bir canavar olduğumu düşünüyor ve belki de öyleyim. Onu her dokunuşumla ürkütüyor, ruhuna işkence ediyorum. Ama ben tek değilim. Dünya canavarlarla dolu ve en tehlikelileri ben değilim. Onların yanına bile yaklaşmıyorum. Tanrı bana yardım etsin ki onu seviyorum. Seviyorum işte. Ve Tanrı, onu benden almaya çalışan herkese de yardım etsin.


Hazır üçüncü kitabın kapağını, arka kapak yazısını, çıkış tarihini taze taze öğrenmişken tüm işlerimi bir kenara bıraktım ve Vitale’in bakış açısından olayları okumak için kendimi ikna edebildim. Bakmayın ikna dediğime… Gözlerindeki Canavar bittiğinde konuştuğum, kitabı anlattığım arkadaşlar bilir ne derece heyecanla ikinci kitabı beklediğimi ama ne oldu bilmiyorum çıktığından beri bir türlü cesaret edemedim başlamaya. Bunda olumsuz yorumların etkisi olmadığını söylesem, eh yalan söylemiş olurum. Yerli yabancı birkaç okurun yorumlarına göz attıktan sonra soru işaretleri oluştu kafamda. Ya sevmezsem, ya kafamdaki Vitale tablosu yerle bir olur da favori karakterlerimden birini kaybedersem diye düşünüp kendimi yediğim de doğrudur. Hastalıklı bir biçimde Vitale karakterine takıntılı olmam da pastanın süsüydü diyebilirim tabiri caizse. Ama sonunda hiçbir şeyi umursamayarak başladım kitaba. Biraz ders çalışıp biraz Naz’ı okuduğumdan iki gün gibi bir sürede ancak bitirebildim. Kitap bittiğinde ise kendime kızmadan edemedim. Zira bunca zaman boşu boşuna kuruntu yapmış ve kitabı kitaplığımda bekletmişim. Keşke daha erken okusaydım dediğim nice kitaplardan oldu Ruhumdaki Canavar anlayacağınız.

16 Ocak 2016 Cumartesi

Kitap Yorumu: Pinokyo'nun Rüyası | Selvi Atıcı [Kayıp Şehir #2]

Kitap Adı: Pinokyo'nun Rüyası
Yazar: Selvi Atıcı
Seri: Kayıp Şehir(#2)
Tür: Romantik 
Yayıncı: Nemesis
Sayfa: 464
Baskı Yılı: 2015



Gecenin karanlığı üzerine en derin koyuluğuyla çöktüğünde Gazel, bir binanın en üst katındaydı. Ve o binadan canlı çıkması imkânsızdı. Hayatta tek bir kez bile olsa, geleceğiyle ilgili bir kararı kendisi verebilmek istedi. Nasıl öleceğini seçebilmek istedi. Onu kovalayan adamlar çoktan o binaya girmiş ve merdivenleri çıkmaya başlamışlardı. Birazdan yakalanacaktı. Ve yine, birilerinin onun adına verdiği kararları uygulamak zorunda kalacaktı. Başkalarının elinde oyuncak olmaktansa, ölmeyi tercih etti. Ve kendini boşluğa bıraktı.

Aynı gece, Ömer'in üzerine de kopkoyu bir karanlıkla çökmüştü. Bütün gün hastalarıyla ilgilenmiş ve ameliyattan ameliyata koşturmuştu. Trafikten kurtulmak için girdiği ara yolda ilerlerken aklından geçen karmakarışık düşünceler, büyük bir gürültü ve sarsıntıyla bölündü. Pat!

Arabasının üzerine bir şey düşmüştü. İlk anda ne olduğunu anlayamadı ama birkaç saniye sonra ön camına doğru uzanan bir kadın eliyle karşı karşıya kaldı. O el Ömer'e, 'beni tut' diye yalvarıyor gibiydi. O eli tuttuğu anda, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ne Ömer için; ne de Gazel için…


Selvi Ablanın yazılı diğer eserlerini birçok kez okumama rağmen Pinokyo'nun Rüyası ve Kalbim Sende Kalmış'a bir türlü başlayamamıştım. Bu yüzden Kimliksiz ve Sen'den bir tık daha merakla okuduğumu kabul ediyorum Ömer ve Gazel'in hikayesini. Kimliksiz'de birkaç kez rastlamıştık sevgili Ömer'e ama çok da fazla tanıma şansı bulamamıştık. Kim bu Adem ve Deryal'le bu kadar içli dışlı olan Doktor diye düşünmüyor değildim haliyle. Eh bir de arada bir sayfalarda rastladığım Doktor Ömer resimleri ve alıntıları vardı ki... O görselleri gören, hatırlayan arkadaşlar beni iyi anlayacaktır eminim. Neyse... Darısı Adem'in hikayesinin başına diyor ve yoruma geçiyorum.

1 Kasım 2015 Pazar

Kitap Yorumu: Darmadağınık | Emma Chase [Tangled #2]

Kitap Adı: Darmadağınık
Özgün Adı: Twisted
Yazar: Emma Chase
Seri: Tangled(#2)
Tür: Günümüz, Romantik Komedi
Çevirmen: Deniz Beril Bacaklılar
Yayıncı: Ephesus
Sayfa: 382 


New York Times çok satan yazarı Emma Chase'in Karmakarışık adlı kitabının devamı olan Darmadağınık'ta, Kate'le Drew'un başına beklenmedik olaylar geliyor ve ikili ilişkileri için yeniden pazarlığa oturma ihtiyacı hissediyor.

İnsanlar ikiye ayrılır: Yaşananlara temkinli yaklaşanlar ve gözünü daldan budaktan sakınmayanlar… Ben hep sakin kalmaktan yana olmuşumdur. Tedbirli, planlar yapan biriyim. Ne var ki, Drew Evans'la tanıştığımda her şey değişti. Drew çok inatçıydı. Kendisine ve tabii bana çok güveniyordu.

Ama bütün aşk hikâyeleri sonsuza dek mutlu devam etmez. Drew ile atlarımızı batan güneşe doğru süreceğimizi mi düşünmüştünüz? O zaman aramıza hoş geldiniz! Şimdi hayatımın en önemli seçimini yapmak zorundayım. Drew ise kendi seçimini çoktan yaptı. Hatta bu kararı ikimiz adına da vermeye çalıştı. Ama bildiğiniz gibi, ben öyle biri değilim. O yüzden tek başıma Greenville, Ohio'ya döndüm. Gerçi aslına bakarsanız tam olarak yalnız sayılmam… 

Şunu öğrendim ki eski alışkanlıklar kolay kolay yok olmuyor. Ve bazen yolunuza devam edebilmek için, başladığınız yere dönmek zorunda kalıyorsunuz. 



Drew ve Kate'in ilk kitabı Karmakarışık'ı daha önce yorumlamış ve epey çelişkili duygular yaşadığımı belirtmiştim. Her şeyi ilk olarak Drew'in bakış açısından okuduğumdan olsa gerek biraz, nasıl desem...bilmiyorum işte burayı ciddi anlamda doldurabilecek bir kelime bulamıyorum fakat sanırım bana fazla gelen Drew'in dürüstlüğüydü. Dürüstlükten kastım şu ki, direk olarak bir erkek beyni nasıl çalışır sorusuna cevapları fazla açıktı. Yani, ne bileyim, mesela ilişkilerinden erkek arkadaşlarına en ince ayrıntısına kadar bahsetmesi, Kate'den hoşlanmasına rağmen başka kadınlarla birlikte olması ve aklının nasıl çalışğını, erkeklerin akıllarının nasıl çalışğını açıkça, sözünü sakınmadan bizlere anlatması... Biraz daha üstü kapalı bir anlatım olsaydı bu kadar takmayacaktım belki.

Neyse tekrar buralara dönmeyeceğim çünkü deştikçe daha çok çelişeceğim kendimle. Bu nedenle direk serinin ikinci kitabı olan Darmadağınık yorumuna geçiyorum. İlk kitabın aksine Darmadağınık'ı Kate'in bakış açısından yani aşina olduğumuz, kadın karakter bakış açısından okuyoruz. Gerçi Kate'i tanımaya başladıkça anladım ki aslında Drew'le birbirlerine gerçekten benziyorlar. İlk kitapta Drew'in anlatımına alışğım için başlarda Kate'e tam ısınamadım ama dediğim gibi birbirlerine olan benzerlikleri bu farkı ortadan kaldırdı hemen. Öyle ki bir süre sonra artık olayın kimin bakış açısından olduğuna takmamaya sadece kurguya odaklanmaya başladım.  

13 Ekim 2015 Salı

Kitap Yorumu: Çirkin Aşk | Colleen Hoveer

Kitap Adı: Çirkin Aşk
Özgün Adı: Ugly Love
Yazar: Colleen Hoveer
Tür: Yeni Yetişkin, Günümüz, Romantik
Çevirmen: Kübra Tekneci
Yayıncı: Epsilon
Sayfa: 368

New York Times'ın çok satan yazarı Colleen Hoover yürekleri sızlatan yeni bir aşk hikâyesiyle
geri dönüyor.

Tate Collins havayolu pilotu Miles Archer'la tanıştığında, bunun ilk görüşte aşk olduğunu düşünmez. Birbirlerini arkadaş olarak görecek kadar bile iletişim kurmazlar. Tate ve Miles'ın tek ortak noktası birbirlerine karşı inkâr edilemez bir çekim hissetmeleridir. Tutkularını açıkça ortaya koyduklarında, kusursuz bir planları olduğunu anlarlar. Genç adam aşk peşinde değildir, genç kadının ise aşka ayıracak vakti yoktur, geriye sadece seks kalır. Tate, Miles'ın ona sunduğu iki kurala uyduğu sürece anlaşmaları şaşırtıcı bir şekilde sorunsuz olacaktır.
Asla geçmişim hakkında soru sorma. Bir gelecek bekleme. İdare edebileceklerini düşünürler, ama çok geçmeden bunun hiç de kolay olmadığını anlarlar.


Kalplere sızılıyor.
Sözler bozuluyor.
Kurallar çiğneniyor.
Aşk çirkinleşiyor.


Eğer bu yorumu birkaç gün önce gece üç civarı yani kitabı bitirdiğimde yazmış olsaydım muhtemelen depresif ve biraz nefret dolu bir yorum olacaktı. O anki uykusuzluk ve yorgunluk üzerine bir de beni allak bullak eden bir kurgu eklenince... Eh az çok tahmin edersiniz sanırım ruh halimi. Fakat şuan, kitabı okumam üzerinden birkaç gün geçtikten sonra, olumsuz birçok düşünceyi üzerimden atmış durumdayım. Aksine düşünme fırsatım olduğundan dolayı kurguyu ve karakterleri daha iyi anlayıp, daha farklı bir perspektiften bakmaya çalışıyorum olaylara.

Yoruma tam olarak geçmeden önce spoiler içereceğini belirtmek istiyorum. Zira diğer türlü duygularımı pek ifade edemeyeceğimi düşünüyorum. Çok fazla vermemeye çalışacağım ama kitabı okumayanlar ve spoilerdan rahatsız olanlar için bu not burada bulunsun. 

16 Eylül 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Tersyüz | Amy Harmon

Kitap Adı: Tersyüz
Özgün Adı: Making Faces
Yazar: Amy Harmon
Tür: Yeni Yetişkin, Romantik
Çevirmen: Arzu Altınanıt
Yayıncı: Yabancı
Sayfa: 376


Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...


Yoruma başlamadan önce şunu belirtmeliyim ki, Tersyüz benim için çelişkilerle dolu bir kitaptı. Öyle ki, bitirdiğimden beri hakkında yazmak için  aklıma tek kelime dahi gelmedi.
Bu demek değildir ki kitabı sevmedim ya da beğenmedim. Kesinlikle birçok duyguyu aynı anda yaşadığım, kahkahalarla gülerken bir sonrasında gözlerimin dolmasına neden olan bir okuma süreciydi benim için.

Tersyüz, içinde kahramanlık, cesaret, belgelik, kabul görme ve kaybetme gibi birçok duyguyu içinde barındıran bir hikâye.

Bir erkek düşünün, adeta bir Yunan Tanrısı, mitolojik bir kahraman gibi... Yakışıklı, güçlü, parmakla gösterilen, az ama öz konuşan, harika bir sporcu. Ambrose Young...

Ve ona uzun zamandır âşık olan, görünmez, insanların pek de ilgisini çekmeyen sıradan bir kız. Fern Taylor...

12 Eylül 2015 Cumartesi

Kitap Yorumu: Zor Kadın | Fatih Murat Arsal

Kitap Adı: Zor Kadın
Yazar: Fatih Murat Arsal
Seri: Zoraki Koca (#3)
Tür: Aşk, Romantik
Yayıncı: Ephesus
Sayfa: 624

Şaşırtıcı bir kadınla karşı karşıyaydı. Oysa her şey ne kadar kolay gözüküyordu! Onu elde etmek ne kadar zor olabilirdi ki? İçinde bulunduğu maddi sıkıntılardan kurtulması için kendisini genç adamın kollarına bırakması yeterliydi. Kolay olması gerekirdi! Ama!.. Ama yanılmıştı! Hem de çok! 

Acımasız bir adam olması genç kızı hiç korkutmuyordu. Kötü bir şöhreti olması bile onu hiç rahatsız etmiyordu. Herkesi sindirip yakan ateşli gözlerine bakarak gülebiliyordu! Bunlardan daha da kötü bir özelliği vardı. Hiç alışık olmadığı kadar... zor bir kadındı! 

Aşka ve aileye inanmayan, her istediği kadını kolayca elde edebilen bir adam için onunla karşılaşmak büyük bir talihsizlikti! Ve onu ancak evlilikle elde edebileceğini anlayınca, çaresizce teslim oldu... Hem de iki kere...

Kötü kalpli olmakla ün salmış, huysuz bir adamın yanında yer almaya hazır mısınız?
Böyle bir adamı bile kolayca sevebilirsiniz dedirten, 
sürprizlerle dolu bir FMArsal romanı daha...


Merhabalar, nasılsınız? ^^ Ben aşırı derecede hayal kırıklığına uğramış durumdayım. Zor Kadın, okumadığım iki FMA kitabından biriydi. Önce İki Renk Aşk'ı okumayı düşünüyordum ama sonra daha önce çıktı diye Ecrin ve Ateş'e başladım. Başlamaz olaydım. -,- Fatih hocayı, okurlarına karşı ilgisini, yaklaşımını ve yazdıklarını çok seviyorum ama bu kitaba bir türlü ısınamadım. Çok denedim ama olmadı... Fazla duygusuz, fazla kabaydı. Şimdi diyeceksiniz belki "Adamın yazım tarzı bu, o kadar kitabını okumuşsun şimdi mi rahatsız etti seni," diye ama diğer erkek karakterler böyle değildi. Tahir, Tamer, Doğan, Akın, Selim, Yavuz... Sevdikleri, değer verdikleri, yumuşak davrandıkları birileri vardı en azından. Ateş ise tam bir yontulmamış odundu. 

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Kitap Yorumu: Şeytan Tüyü | Julie James

Kitap Adı: Şeytan Tüyü
Özgün Adı: Something About You
Yazar: Julie James
Seri: FBI/US Attorney(#1)
Tür: Günümüz, Romantik
Çevirmen: Süreyya Çalıkoğlu
Yayıncı: Ephesus 
Sayfa: 470

Kader iki azılı düşmanı birbirlerinin kollarına atarsa…

Savcı yardımcısı Cameron Lynde, Chicago'da gizli kaçamaklar yapan onlarca senatörün tuttuğu onlarca otel odasının arasından, vahşice bir sevişmenin tuhaf bir cinayetle sonuçlandığı 1308 numaralı odanın yanındakini seçer. Ve Illinois'deki, bu özel davada görevlendirilebilecek onlarca FBI ajanının arasından, Özel Ajan Jack Pallas görevlendirilir. Özel Ajan Jack Pallas yıllar önce, beceriksizliği yüzünden kariyerini mahvettiği gerekçesiyle, savcı yardımcısı Cameron Lynde'i ulusal televizyonda rezil eden Jack Pallas'ın ta kendisidir.

…elbette ortalık birbirine girer.

Cameron Lynde'le birlikte çalışmak mı? Şaka mı yapıyorlar? Jack bunun belki de, yıllar önce Cameron yüzünden Chicago'dan sürüldüğü ve nihayet bu yıl geri geldiği için, kötü bir hoş geldin şakası olduğunu umuyor. Fakat fena halde yanılıyor.


Aylardır kitaplığımda olup da okunup yorumlanmayı bekleyen onca kitabım varken, Şeytan Tüyü'nü gördüğümde dayanamadım ve planlarda bir değişiklik yapıp okumaya başladım. Bir de baktım farkında bile olmadan okumuş bitirmişim.

Normalde polisiyeye çok da bayılan bir okur olmadığımı söylemeliyim. Ama bu kitaptan sonra anladım ki ben bu türü seviyormuşum da doğru kitaba denk gelmemişim bunca zaman yada biraz ön yargılı davranıp diğer türlere daha çok zaman ayırmışım.

Çok da bir beklentiyle başlamamıştım haliyle fakat kitap ilerledikçe bırakasım gelmedi ve bittiğinde biraz daha olsa okurdum dediğim kitaplardan oldu kendisi. -Ki başlarken konuya göre kalın gelmişti kitap bana.-

29 Temmuz 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Karmakarışık | Emma Chase

 
Kitap Adı: Karmakarışık
Özgün Adı: Tangled
Yazar: Emma Chase
Seri: Tangled(#1)
Tür: Günümüz, Romantik Komedi
Çevirmen: Deniz Beril Bacaklılar
Yayıncı: Ephesus
Sayfa: 433




Zengin, yakışıklı ve kendini beğenmiş Drew Evans ile güzel, zeki ve hırslı Katherine Brooks buluştuğunda işlerin karmakarışık hale gelmesi şaşılacak bir şey değildir.

Drew Evans'ın işi, milyon dolarlık anlaşmalar yapmak ve New York'un en güzel kadınlarını tek bir gülümsemeyle baştan çıkartmaktır. Peki, öyleyse neden yedi gündür evden dışarı çıkmıyor? Neden mahvolmuş, sefil bir halde ve depresyonda? Ona sorduğunuzda size sebebinin grip olduğunu söyleyecektir fakat hepimiz bunun doğru olmadığını biliyoruz.

Katherine Brooks, Drew'un babasının yatırım bankacılığı firmasında işe başladığı anda gösterişli playboyun hayatındaki her alanın bir karmaşaya sürüklenmesine sebep olmuştur. Profesyonel alandaki yarışları Drew'un cesaretini kırıyor, Katherine'e karşı hissettiği çekim dikkatini dağıtıyor ve onu yatağa atma girişimlerindeki başarısızlığı ise tamamen sinirlerini bozuyordur.

Nasıl oluyordu da kadının biri çıkıyor ve ağzı iyi laf yapan çapkın bir adamı mahvolmuş, umutsuz biri haline getirebiliyordu? Hayatta asla sahip olmak istemediği tek şeyi gerçekleştirerek.




Aklınızdan bir adam tutun şimdi... Şöyle boylu poslu, karizmatik, bir gülüşüyle aklınızı başınızdan alan ve anında ağına yakalanabileceğiniz biri. Tuttunuz mu? Çok güzel. Artık bırakabilirsiniz. Zira bu tür adamlardan hiçbir halt olmaz. En azından bu kitabı okurken başlardaki düşüncem bu yöndeydi.

Artık alıştığımız, bize klasik gelen erkek karakterlerden biri bence Drew. Zengin, yakışıklı, kolay bağlanmayan, her gece başka tatlar arayan ama aşık oldu mu peşini bırakmayıp, sonuna kadar giden... Okuduğumuz diğer karakterlere nazaran Drew'ün şöyle bir farkı var ki, o da olayları onun bakış açısından görüyor oluşumuz.


-Konuya pek girmeyi düşünmüyorum. Arka kapak bize gereken özeti geçmiş diye düşünüyorum ve direk kendi düşüncelerime girmek istiyorum bu nedenle.-

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Kitap Yorumu/Alıntılar: Senin İçin | Raine Miller

Kitap Adı: Senin İçin
Özgün Adı: All In
Yazar: Raine Miller
Seri: The Blackstone Affair(#2)
Tür: Yeni Yetişkin, Romantik
Çevirmen: Tuba Özkat
Yayıncı: Yabancı
Sayfa: 264



Yaklaşan tehlike. Uğruna savaşılacak bir aşk. Her şeyini ortaya koyan bir adam. Ethan Blackstone, Brynne'in güvenini kötüye kullanmış ve terk edilmişti. Fakat bunu kabullenmek gibi bir niyeti yoktu. Amerikalı kadınını geri kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Aralarındaki tutku yakıcıydı, fakat birbirlerinden sakladıkları sırlar karanlık, ürkütücü ve her türlü gelecek planlarını yok edebilecek kadar güçlüydü. Şimdi Brynne tehlike altındaydı ve Ethan sevdiği kadının kalbini kazanabilmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazır bir adamdı. Onu korumak için göze almayacağı şey yoktu. Onun için her şeyini ortaya koyacaktı. Peki yaptıkları Brynne'i korku içinde yaşamaya sürükleyen geçmişinden kurtararak yeniden onun dokunuşunun sıcaklığını hissetmeye ve güvenini kazanmaya yetecek miydi?



Serinin ilk kitabı olan Çırılçıplak'ı daha önce yorumlamış ve beğendiğimi dile getirmiştim. İkinci kitap olan Senin İçin'i ise çok fazla beklettim ne yazık ki ve açıkçası pişmanlık duymuyor değilim.

Öncelikle şunu belirteyim ki bu kitap Ethan'ın bakış açısından ve kitaba başlamadan önce bu konu ile ilgili hiçbir bilgim yoktu. Okuduğum kitaplarda sadece kadın karakter yerine erkek karakterin düşüncelerini, duygularını da öğrenmeyi çok isterim. Bu nedenle okuma süreci benim için çok daha akıcı ve heyecanlı oldu diyebilirim. Tabii şunu da söylemeden geçemeyeceğim, Brynne yerine olayları Ethan'ın ağzından okumayı daha çok sevdim. Yazar kesinlikle erkek karakterin bakış açısını okuyucuya daha iyi yansıtmıştı. 

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Başka Dilde Aşk | Mia Sheridan

Kitap Adı: Başka Dilde Aşk 
Özgün Adı: Archer's Voice 
Yazar: Mia Sheridan 
Tür: Romantik, Yeni Yetişkin
Çevirmen: Hanife Albayrak 
Yayıncı: Yabancı
Sayfa: 392





New York Times, USA Today ve Wall Street Journal Çoksatan Romanı Başka Dilde Aşk, korkunç bir gecenin hatıralarına zincirlenmiş bir kadının ve sevgisiyle o zincirleri kırabilecek adamın hikâyesi. Geçmişin acı yüklü izlerini taşıyan sessiz bir adamın ve sesini bulmasına yardım edebilecek kadının hikâyesi. Acının, kaderin ve aşkın iyileştirici gücünün hikâyesi…




Alışık olduğumuz bilgilendirici arka kapak yazısı yerine kısa ama öz bir yazı karşılıyor bizi Başka Dilde Aşk'ta. Bu yüzdendir sanırım daha bir merakla okudum kitabı.

Geçmişin travmatik izlerinden kurtulamayan, vicdan azabı çeken, ruhları yaralı iki karakterin birbirlerini iyileştirme süreçlerini görüyoruz bu hikayede.

29 Haziran 2015 Pazartesi

Kitap Yorumu: Sen | Selvi Atıcı

Kitap Adı: Sen
Yazar: Selvi Atıcı
Tür: Romantik 
Yayıncı: Müptela
Sayfa: 424
Baskı Yılı: 2015



Kardeşinin intikamını almak için çıktığın yolda aşkla karşılaşırsan…

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, bilirsiniz. Üstelik bahsi geçen bir kadın ise, asla! Dövüş sanatları uzmanı olan Süheyla, kardeşinin intikamını almak için çıktığı yolculukta kalbini tam bir baş belasına kaptırdı. Ruhu intikam ateşiyle yanıp tutuşurken kalbi aşk ateşiyle kavruldu…

Süheyla'nın adı, 'iyi huylu, sakin' anlamına gelir ancak aldanmayın, yol boyunca elinde muştasıyla aşk ve intikam duygularıyla örülmüş ince bir ip üzerinde ustalıkla yürüyecek gerçek bir kahramandır aslında. O zeki, yumrukları kadar dili de sert bir kadındır. Romanda Demir'le de tanışacaksınız. Aşkın muhatabıdır kendisi. Süheyla'nın intikam mücadelesinde en büyük yardımcısı olacaktır.


Lys geliyor kitap okumamam gerek, okumayacağım dedikçe yayınevleri ve yazarlar sağ olsun birbirinden güzel kitaplar çıkarıyorlar, irademi çatır çatır kırıyorlar.
*Şöyle bir giriş yapmıştım haftalar önce aslında bu yoruma. Fakat nedendir bilmem bir türlü yazıp bitiremedim. Kitabın su gibi akmasına karşın yorumda tıkandım kaldım adeta.*

Selvi ablayı çook uzun zamandır takip eden biriyim ve yazdığı her şeyi okuyacağıma da eminim. Hal böyle iken bölüm beklemeye dayanamayan ben, Wattpad'de Sen'i görür görmez takibe aldım. Daha ilk bölümden ilgimi de çekmeyi başardı şüphesiz. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...