Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2018 Cumartesi

Kitap Yorumu: Suçlu Zevkler | Laurell K. Hamilton [Anita Blake, Vampire Hunter #1]

Kitap Adı: Suçlu Zevkler
Özgün Adı: Guilty Pleasures
Yazar: Laurell K. Hamilton
Seri: Anita Blake, Vampire Hunter (#1)
Tür: Fantastik, Paranormal
Çevirmen: Mert Süğlün
Yayıncı: Artemis
Sayfa: 344
İlk Baskı: Mayıs 2004

Kimse ruhun karanlık arzularını New York Times çoksatan yazar Laurell K. Hamilton kadar iyi bilemez. Hamilton, Suçlu Zevkler'de bizleri Vampir Avcısı Anita Blake'le tanıştırıyor. Anita ufak tefek, esmer ve yeri geldiğinde de çok tehlikeli. Ancak şehrin en güçlü vampiri yardım istemek için kapısını çaldığında Anita en büyük korkusuyla yüzleşmek durumunda kalıyor, içindeki kuvvetli açlığı uyandırabilecek bir erkek!

"HAYATTA OLMAK BENİ NİYE ŞAŞIRTACAKTI Kİ?.. Orada, boynumun sağ tarafında gerçek bir şey duruyordu. Minik, ufacık diş izleri. Nikolaus beni zehirlemişti. Eminim korkacağımı düşündü. Ki haklıydı. Olsun, ben bütün uyanış saatlerimi korktuğum şeylerle yüzleşip onları yok etmeye harcadım. Bin yaşındaki usta bir vampirle uğraşmak zor bir görev ama her kızın bir amacı olmalı, değil mi?"



Uzuuuuun, upuzuun bir aradan sonra merhaba! Buraya dönmek bir süredir aklımda olan bir şeydi ama elimde yazacak bir şey yoktu çünkü o yazmadığım süre içinde okumayı da bırakmıştım. Elime aldığım her kitabı yarım bırakıyordum ve artık bu çok canımı sıkmaya başlamıştı. Hazır yeni yıla giriyorken 'yeni yıl yeni başlangıçlar' dedim ve okuma alışkanlığımı yeniden kazanıp buraya döneceğime dair kendime söz verdim. Okumaya ilk Alacakaranlık furyasıyla başlamıştım ve biraz vefalı olmaya karar vererek yine vampirleri seçtim ki çok da iyi yaptım. Anita Blake gibi bir efsaneyle tanıştım! (Not: Türkçe kapağının kaliteli bir görseline ulaşamadığım için Goodreads'de kullanılan kapaklardan birini koydum.)

Doğru söylüyordu. Kapıyı kapatıp onu karanlık ve sıcak yolda dikilirken bıraktım. Ölüleri diriltip yaşayan ölüleri huzura kavuşturuyordum. Yaptığım şey, kimliğim buydu. Eğer motivasyonumu sorgulamaya başlarsam, vampirleri öldürmeyi de bırakırdım. Bu kadar basitti. Bu gece motivasyonumu sorgulamıyordum, o zaman hala, bana verdikleri ismi taşıyan bir vampir avcısıydım. Ben Cellat'tım.

22 Kasım 2015 Pazar

Kitap Yorumu: Kızıl Ateş | Ilona Andrews

Kitap Adı: Kızıl Ateş
Özgün Adı: Burn For Me
Yazar: Ilona Andrews
Seri: Hidden Legacy(#1)
Tür: Fantastik, Paranormal 
Çevirmen: Hanife Albayrak
Yayıncı: Yabancı
Sayfa: 408


Ben ateşim: Benim için yan.

Nevada Baylor dedektiflik kariyerinin en zorlu göreviyle karşı karşıyaydı; dengesiz bir şüpheliyi bulup ailesine teslim etmek. Bu görev tam bir intihar girişimiydi. Yakalaması gereken kişi en yüksek seviyede büyü gücüne sahip bir Lider'di ve önüne gelen her şeyi ve herkesi ateşe veriyordu. 

Ve sonra son derece karanlık ve baştan çıkarıcı bir milyarder ve aynı derecede güçlü başka bir Lider, Connor "Çılgın" Rogan ortaya çıkmış ve Nevada'yı kaçırmıştı. Nevada ondan kaçmakla, kendisini onun kollarına bırakmak arasında bocalıyordu. Ve daha da kötüsü, hayatta kalabilmek için Çılgın Rogan'la işbirliği yapmak zorundaydı. 

Rogan da Nevada'yla aynı hedefin peşindeydi, bu nedenle ona ihtiyacı vardı. Fakat Nevada kolay lokma değildi ve Rogan hayatında ilk kez kendinden başka birisini önemsemeye başlamıştı. Ama Rogan büyü dünyasında aşkın da en az ölüm kadar tehlikeli olabildiğini çok önceden öğrenmişti. 



Taze taze yorum gireyim hevesiyle başladığım ama sonunun hüsran olduğu bir yorumla karşınızdayım. Kitabı ne zaman bitirdim, yoruma ne zaman başladım hatırlamıyorum bile. Okula alışma süreciydi, derslerdi, vizelerdi derken öyle kaptırmışım ki kendimi, bayıldığım bu kitap arada kaynadı gitti. Umarım üstünden bunca zaman geçmişken hakkını vererek yapabilirim yorumunu.

Yıllar önce bulunan Osiris isimli serumla insanlar büyü gücüne sahip oluyorlar. İnsanoğlu her zaman daha fazlasını istediği için, konu büyü gücü olunca bu istek daha da artıyor ve üreticiler serumu bir süre sonra ortadan kaldırmak zorunda kalıyorlar. Fakat serumu bulanların düşünemediği, büyü gücünün genetik yolla nesilden nesle geçebildiği. Bununla birlikte hanedanlıklar kuruluyor, güçlü olan gücüne güç katıyor. Büyü kullanıcıları ise, Düşük, Ortalama, Dikkat Çeken, Önemli ve Lider olmak üzere beş gruba ayrılıyor.


31 Ağustos 2015 Pazartesi

Hikaye: St. Xavier Akademisi - 1. Bölüm | Zeynep Buse



St. Xavier Akademisi - 1. Bölüm

Akademinin meleklere ayrılmış bölümündeki büyük bahçeye açılan balkonda durmuş bundan sonra hayatımda neler olabileceğini düşünüyordum. Bu seneye kadar her şey yolunda gitmişti. Eğitimimde hiçbir sorun çıkmamıştı. Hatta aksine her şey mükemmeldi. Arkadaşlarım ve profesörlerimle hiçbir sorunum olmamıştı. Fakat bu sene için içimde anlamlandıramadığım bir sıkıntı vardı. İnsanımla iyi anlaşacağıma emindim ama yine de canımı sıkan, nefes almamı zorlaştıran bir şeyler vardı. Tabi içimdeki bu sıkıntıda en büyük paya rakibim sahipti.

Başımı iki yana sallayarak aklımdaki olumsuz düşüncelerden kurtulmaya çalıştım. Rakibim açıklandığından beri aynı şeyleri düşünüp duruyordum zaten. Ondan kurtulmaya çalışırken ben engel olamadan düşüncelerim yine Hunter isimli şeytana kaydı. Neredeyse eğitim hayatım boyunca onun başarılarını dinlemiştim. Çok güçlü olduğunu biliyordum. Ünü bizim tarafımıza kadar gelmişti. Tabi acımasız olduğunu da duymuştuk. Şeytanların elindeki en güçlü adamlardan biri olduğunu söylemeye gerek bile yok tabi. Zaten beni korkutan da buydu. Güçle savaşabilirdim peki ya acımasızlıkla?

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Hikaye: St. Xavier Akademisi | Zeynep Buse (Tanıtım)

Merhabalar millet! ^^ Bu sefer çok daha farklı bir şeyle karşınızdayız. Bir hikayeyle... Üstelik fantastik bir hikayeyle... *kalpkrizi*  Sümeyye ile benim ortak bir arkadaşım var: Buse. Buse bir forumda yazıyordu ve biz de blogda paylaşmayı teklif ettik. O da başka şansı olmadığı için -ikna ediciyizdir:P- kabul etmek zorunda kaldı. Her neyse, konuyu daha fazla uzatmadan sizi onunla ve kalemiyle baş başa bırakacağım. Düşüncelerinizi bizimle paylaşırsanız, Buse de bizler de çok mutlu oluruz. :')

***
St. Xavier Akademisi


Merhabalar,
Ben –umarım- birazdan okuyacak olduğunuz hikâyenin yazarı, 20 yaşında kendi halinde bir üniversite öğrencisi olan Buse. Bu hikâye ciddi anlamda yazdığım ikinci hikâyem. Öncelikle doğrularıyla ve yanlışlarıyla tamamen eğlence için yazılmış bir şey olduğunu belirtmek istiyorum. İkinci olarak her ne kadar eğlence için yazılmış olsa da sizlerden isteğim hatalarımı benimle paylaşmanız.
Dilerim okurken keyif alırsınız. :)
***
"Sunny!"
"Efendim Violet?"
"Biraz çabuk ol! Profesör Howard töreni başlatmak üzere, geç kalacağız!"
"Hemen geliyorum!"
Bugün yeni eğitim dönemimizin ilk günü. Ve biz, yani 3. sınıflar, atandığımız insanların kimler olduğunu öğreneceğiz. Heyecan verici, değil mi? Ah, üzgünüm sanırım ufak bir noktayı atladım. Peki, biz kimiz?

10 Haziran 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Mabet | Sarah Fine

Kitap Adı: Mabet
Özgün Adı: Sanctum
Yazar: Sarah Fine
Seri Adı: Gölgediyarlar Muhafızları (#1)
Tür: Genç Yetişkin, Fantastik, Paranormal
Çevirmen: M. Can Uzer
Yayıncı: Aspendos
Sayfa: 358

"Planım : Şehre gir. Nadia'yı al. Bir çıkış yolu bul. Bu kadar basit."

Bir hafta önce on yedi yaşındaki Lela Santos'un en iyi arkadaşı Nadia intihar eder. Oysa bugün, uğurlama merasiminin ters gitmesi sayesinde Lela cennette, uzaktaki büyük kapılarla çevrili şehre, cehenneme bakıyordur. Karanlık ve yolunu şaşırmış yaratıklarla dolu olan İntihar Kapıları'ndan kimse kendi isteğiyle geçmez. Ama Lela herhangi biri değildir, en yakın arkadaşının ruhunu kurtarmaya kararlıdır - kendi ahiret hayatını feda etmek zorunda kalsa bile.

Lela, Nadia'yı bulmaya çalışırken bu karanlık şehrin uçsuz bucaksız sokaklarında devriye gezen muhafızlara yakalanır. İçlerinde insana en yakın olan liderleri Malachi, diğerlerinden tek bir nokta dışında farklıdır: ölümcül etkileyiciliği. Lela ile tanıştığında Malachi de kendi planını yapar: Nadia'yı geride bırakmak pahasına bile olsa Lela'yı şehirden çıkar. Çünkü Malachi, Lela'nın bilmediği bir şeyi bilmektedir: Bu karanlık şehir Lela'nın hayatını geçirmek zorunda kalacağı en kötü yer değildir. Malachi, onu bu kaderden uzak tutmak için her şeyi yapmaya hazırdır.


Kitaba başladığım zaman öyle çok bir beklentim yoktu. İlk kırk elli sayfasında da sıkılınca iyice hevesim kırıldı. Ama sonra bir baktım ne olduğunu anlayamadan iki yüzüncü sayfadayım, "Ay acaba ne olacaaaaaak?" diye meraktan çıldırıyorum. :D 

Mabet'i yaklaşık iki hafta önce bitirmeme rağmen zaman bulamadığım için yorum yazamadım. Eğer bu yazıyı iki hafta önce yazmış olsaydım kesinlikle daha fazla övgü ve heyecan içeriyor olurdu. Çünkü o dünyadan çıkar çıkmaz o kadar çok beğenmiştim ki... Şu an neyi neden beğendiğimi biliyorum ama daha çok hoşuma gitmeyen yerler aklıma geliyor. 

1 Nisan 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Işık Tanrıçası | P. C. Cast


Kitap Adı: Işık Tanrıçası
Özgün Adı: Goddess of Light
Yazar: P. C. Cast
Seri: Tanrıça Serisi #3 / Goddess Summoning
Tür: Fantastik, Mitoloji, Romantik
Çevirmen: Müge Kocaman Özçelik
Yayıncı: Pegasus
İlk Baskı: 2011
Sayfa: 431

Dekoratör Pamela Gray aşk arayışından vazgeçmek üzeredir. Bencil adamlarla uğraşmaktan bıkıp usanmıştır. Artık tanrı gibi birisine âşık olmak istiyordur. Bu isteğini dillendirirken farkında olmadan çağırdığı Tanrıça Artemis ise onun için çok farklı planlar yapar. 

İkiz kardeşler Apollon ve Artemis, artık kendilerine değer verilmeyen bir dünyaya, Las Vegas Krallığı'na gönderilir. Artemis'in bu dünyada aklına gelebilecek en son şey, bir ölümlünün dileğini yerine getirmektir ama sonunda bu dileği gerçekleştirebilmek için erkek kardeşinin yardımına ihtiyaç duyar. Yalnız bir kadına aşkı yeniden tattırmak için yakışıklı ve çekici Işık Tanrısı'ndan daha iyisi de yoktur. 

Fakat Apollon, topuklu ayakkabılarının üzerinde etrafı ateş gibi yakan bu ölümlü kadın için tam olarak hazır değildir. Pamela bir ölümlü olmasına rağmen bir tanrıça ruhu taşımaktadır fakat hayatın kumardan ibaret olduğu Günah Şehri'nde, tüm korkularından arınıp yeniden âşık olma cesaretini gösterebilecek midir?





Yanlış hatırlamıyorsam P.C. Cast okumaya orta okulda, Gece Evi Serisi'yle başlamıştım. O zamanlar müthiş bir vampir akımı var tabii... Okumak için hepimiz birbirimizle yarışıyoruz. :D Gece boyu kitapları okur, okulda da bütün gün "Eriiiiik, Eriiik... Allah'ım bize de nasip et. Ama aslında Edward daha iyiydi sanki, o da oluuuur." diye dolaşırdık. :D Serinin son iki kitabını okumadım. Şu an için okumayı da düşünmüyorum çünkü gerçekten çok uzadı. Normal bir kitabın yüz sayfasında anlatılan olaylar, o seride dört yüz beş yüz sayfada anlatılıyor. Keşke Cast, tadında bıraksaydı da güzel hatırlasaydık.

8 Mart 2015 Pazar

Kitap Yorumu/Alıntılar: Neptün'ün Oğlu | Rick Riordan


Kitap Adı: Neptün'ün Oğlu
Özgün Adı: The Son of Neptune
Yazar: Rick Riordan
Seri: Olimpos Kahramanları #2
Tür: Fantastik, Genç Yetişkin, Mitoloji, Macera
Çevirmen: Belgin Selen Haktanır Us
Yayıncı: Doğan Egmont
Sayfa: 454

Denizler tanrısı Poseidon'un oğlu Percy Jackson, uzun bir uykudan uyanıyor ve aniden kendini yılan saçlı iki kadınla yüz yüze buluyor. Sorun şu ki, bu yaratıklar ölmek bilmiyor.Ancak bu, Percy'nin sorunları arasında belki de en önemsizi. Çünkü Percy gizemli bir yaşlı kadın tarafından bir kampa götürülüyor. Melezlerle dolu bir kampa. Percy'nin hayatında ilk defa gördüğü bir kampa. Ne yazık ki Percy geçmişinden yalnızca tek bir kişiyi hatırlıyor: Annabeth.
Kesin olan bir şey var ki, Percy'nin daha yapacak çok işi var. İki yeni melez arkadaşı Hazel ve Frank'le birlikte, bugünedek hiç görmediği kadar ağır bir görevle karşı karşıya:
Yediler Kehaneti.
Bu yolda başarısız olurlarsa zarar görecek olan tek şey kamp değil ne yazık ki. Tehlikede olan, Percy'nin eski yaşamı,tüm sevdikleri, tanrılar ve elbette ki tüm dünya...


Öncelikle başta annem olmak üzere dünyadaki bütün kadınların Kadınlar Günü kutlu olsun. Umarım kadın, günün birinde hak ettiği değeri görüp, üzerine zorla yapıştırılmış bütün etiketlerden kurtulmayı başarır. Söylenecek çok şey var ama şu an çok uzatmak istemiyorum.

Kitap bittiği için o kadar üzgünüm ki... Seriye ve içindeki o mükemmel dünyaya veda etmeye bir adım daha yaklaşmış oldum. Ana serinin ilk iki kitabını orta okuldayken okumuştum. Canavarlar Denizi'ni beğenmeyip, bıraktığımı hatırlıyorum. :D Artık o zaman çocuklukla nasıl beğenmemiş, ne beklemişsem. :D Çok uzun bir sürenin ardından geçen sene aklıma esti ve devam etmeye karar verdim. İyi ki devam etmişim çünkü kesinlikle mükemmel kitaplar, mükemmel bir yazar.

5 Şubat 2015 Perşembe

Kitap Yorumu/Alıntılar: En Karanlık Gece | Gena Showalter

Kitap Adı: En Karanlık Gece
Özgün Adı: The Darkest Night
Yazar: Gena Showalter
Seri: Lords Of The Underworld (#1)
Tür: Fantastik, Mitoloji, Yetişkin
Çevirmen: Meltem Uzun Akbulut
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 416

EN KARANLIK GECELERDE SAKLANIR AŞK…

Güçleri… İnsanüstü
Tutkusu… Sonsuzluğun ötesinde…

Geçmişten gelen sesler tüm hayatı boyunca Ashlyn Darrow'a acı çektirmiştir. Bu kâbusa bir son vermek için Budapeşte'ye giderek doğaüstü yetenekleri olduğu söylenen adamlardan yardım istemek durumunda kalır. Ancak grubun en tehlikeli üyesi ve kendi cehenneminde tutsak olan Maddox'ın kollarına sürükleneceğinden bihaberdir.

İkisi de acılarını dindiren bu ani açlığa karşı direnemez ve karşı konulmaz bir tutkunun kıvılcımları alevlenir. Ancak her sıcak temas ve yakıcı öpücük onları yok oluşa… ve aşkın en zorlu sınavına doğru götürecektir.

Sonsuza dek lanetlenmiş olmalarına rağmen Karanlığın Efendileri karşı konulmaz bir baştan çıkarıcılığa ve akıl almaz boyutlardaki güçlere sahiptir. Gena Showalter'ın bu yeni ve inanılmaz serisini kaçırmayın…


Tanrılar için savaşmak, onları korumak üzere yaratılmış Yenilmez Savaşçılar düşünün... Her zaman kendilerine verilen görevleri mükemmel bir şekilde gerçekleştirmişler ve asla karşı çıkmamışlar... Bir gün içinde kötü iblisleri barındıran dimOuniak'ı korumak üzere aralarından bir kadın savaşçı seçiliyor: Pandora.

Muhafız seçilemeyenler, yaşadıkları utanca katlanamıyor ve Tanrılar'a ufak bir ders verme düşüncesiyle kutuyu Pandora'dan çalıyorlar. O karışıklık sırasında dimOuniak açılıyor ve içindeki kötü ruhlar serbest kalıyor. Yıkım ve düzensizlik hüküm sürmeye başlayınca, Tanrılar'ın kralı olaya müdahale ediyor. Her bir savaşçıyı içinde bir iblis barındıracak şekilde lanetliyor ve böylece Karanlığın Efendileri ortaya çıkıyor.

8 Ocak 2015 Perşembe

Film & Kitap Yorumu: Uyumsuz | Veronica Roth

Kitap Adı: Uyumsuz
Özgün Adı: Divergent
Yazar: Veronica Roth
Tür: Genç Yetişkin, Distopya, Fantastik
Seri: Divergent #1
Çevirmen: Uğur Mehter
Yayıncı: Artemis
Sayfa: 507

Beatrice Prior'ın Chicago'sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. 

Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda. 

Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez. 

Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.

Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor!


Şu yazıyı yazarken ciddi manada içim kan ağlıyor. Kitabı bitirir bitirmez filmi izlemek gibi bir hata yaptım ve üstüne bir de üçüncü kitaptan öyle bir spoiler yedim ki... Düşündükçe ağlayasım geliyor.

Kitap bana göre sonu hariç mükemmeldi. Four... Tris... Okurken içimden sevinç nidaları attım. "İşte bu be! Sonunda kendime yeni bir Rose&Dimitri buldum!" Dövüşebilen, erkeklerin ağzını burnunu kırabilen kadın karakterlere resmen tapıyorum. Tris de bunlardan biriydi.

Beatrice, beş topluluktan oluşan bir dünyada yaşıyor. Bunlar; Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Bilgelik ve Dostluk. Her birey, on altı yaşına geldiğinde kendisine uygun olanı, ait olduğunu düşündüğü topluluğu seçiyor ve hayatına kararı doğrultusunda devam ediyor. Seçimden önce karar vermelerine yardımcı olmak adına bir teste tabi tutuluyorlar. Beatrice bir Fedakar olarak doğuyor ama hiçbir zaman kendini yaşadığı topluluk için yeterli bulmuyor. Onlardan farklı olduğunu düşünerek, kişiliğine en yakın gördüğü topluluğu, yani Cesurları seçiyor. Bu noktadan sonra ona, Beatrice yerine Tris diyoruz.

21 Aralık 2014 Pazar

Kitap Yorumu: Yetenek | Kristin Cashore

Kitap Adı: Yetenek
Orjinal Adı: Graceling
Yazar: Kristin Cashore
Seri: Graceling Realm #1
Tür: Fantastik, Genç Yetişkin
Çevirmen: İlker Şahin
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 472

Katsa sadece ellerini kullanarak bir insanı öldürebilme becerisine sahiptir. Olağanüstü bir hünerle doğan, nadir insanlardan birisi, bir Yetenekli’dir. Kralın yeğeni olduğu için ayrıcalıklı bir hayat yaşaması gerekirken, Öldürme Yeteneği sebebiyle kralın hizmetindeki bir kiralık katil olmak zorunda kalmıştır. Katsa, Savaşma Yeteneği olan Prens Po’yla tanışınca hayatının değişeceğinin henüz farkında değildir. Po’yla dost olacaklarını hayal etmemiştir. Kendi Yeteneği ile ilgili yeni bir gerçeğin açığa çıkacağını ve çok uzaklarda, dehşet verici bir tehlikenin kol gezdiğini ise aklından dahi geçirmemiştir.



Büyük şaşkınlıkla bitirdiğim bir kitap oldu. Ben seri olduğunu bilmiyordum, tek kitap diye düşünerek başladım ve sonuna kadar da o şekilde bilerek okudum. Son birkaç sayfasında 'acaba' diye düşünmeye başladım ve az önce künyeyi yazarken öğrendim ki, üç kitaplık bir seriymiş. Hatta yine Pegasus tarafından çıkarılmış ciltli bir edisyonu daha varmış. Ciltli olanı daha önce görmüştüm ama yazarına dikkat etmediğim için farklı bir kitap olarak düşünmüştüm. :D

Her neyse efenim, benim sazanlığımı bir kenara bırakarak kitabımıza dönelim... Yetenek, Middluns'lu Leydi Katsa'nın ve Lienid'li Prens Yeşeren'in yani diğer bir adıyla Po'nun hikayesini anlatıyor.

3 Kasım 2014 Pazartesi

Kitap Yorumu: Duman ve Kemiğin Kızı | Laini Taylor


Kitap Adı: Duman ve Kemiğin Kızı
Özgün Adı: Daughter of Smoke and Bone
Yazar: Laini Taylor
Seri: Daughter of Smoke & Bone #1
Tür: Fantastik, Genç Yetişkin
Çevirmen: Uğur Mehter
Yayıncı: Artemis
Sayfa: 435


Bir zamanlar, şeytanın ininde yerde tüylerle oynayan küçük ve masum bir kızdı. 
O, artık masum değil.







Şu an bu kitabı nasıl yorumlarım, inanın bana hiçbir fikrim yok. Sadece gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki, uzun zamandır okuduğum en güzel ve en değişik kitaplardan biriydi. İlk olarak, daha iyi kavrayabilmek açısından kitaptaki türleri tanıtmak istiyorum. Yazarımız, kitabında üç türü ele almış. İnsanlar, Kimeralar ve Melekler! 

Kimeralar, Yunan Mitolojisi'nde de geçen, tek bir vücutta çeşitli canlıların kimi uzuvlarına sahip varlıklar. Örneğin, normal bir insanın yüzüne sahipken, başının üzerinde boynuzları var ve bacaklarının alt tarafı ceylan bacakları şeklinde. Ya da kafası bir koça aitken, gövdesi bir ayının, ayak ve elleri ise tıpkı köpeklerin ki gibi. Kitapta baş karakterlerden biri olarak sayılabilecek olan, Brimstone da bir Kimera. Diş aldığı ve karşılığında dilekçikler verdiği bir dükkanı var. Dişlerin ne işe yaradığını, ne için kullanıldığını kitabın sonlarına doğru öğreneceğiz. Bana çok ilginç geldi doğrusu. Öğrendikten sonra, "Vay be, insanlar hayal ediyor." dedim. Çok mantıklı aslında ama ben kırk yıl düşünmüş olsam yine aklıma gelmezdi.


Melekler, bu kitapta biraz daha farklı ele alınmış. "Tanrı" kavramı işin içinde yoktu. Kendi özgür iradelerine sahiptiler ve normal bir şekilde, bir kadın ve erkekten dünyaya gelmiştiler. Binlerce yıldır, doğmalarının tek amacı Kimera ırkı ile olan savaşta yer almak. Beş yaşlarında bir savaşçı olmak için eğitime başlıyorlar ve ömürlerinin sonuna kadar savaşıyorlar. Kitabımızdaki erkek karakterimiz bir Melek. Akiva. Akiva, savaşta yaralanıyor ve bir Kimera tarafından kurtarılıyor. Kızın güzelliği karşısında dünyası alt üst oluyor ve her şeye, yaşadıkları düzene daha farklı bir gözle bakmaya başlıyor. Ardından bir takım olaylar sonucu aşık olduğu kızı kaybediyor ve intikam almak üzere yemin ediyor.

10 Eylül 2014 Çarşamba

Kitap Yorumu: Kayıp Kahraman | Rick Riordan



Kitap Adı: Kayıp Kahraman
Orjinal Adı: The Lost Hero
Yazar: Rick Riordan                                                      
Seri: The Heroes of Olympus #1
Tür: Fantasy, Young Adult, Mythology, Adventure, Childrens
Yayıncı: Doğan Egmont
Sayfa: 542                                    

Yunan efsaneleri günümüzde yaşamaya devam ediyor!
Percy Jackson ve Olimposlular macerasından sonra yepyeni bir seri başlıyor: Olimpos Kahramanları!
İlk beş kitabın sonunda, büyük bir savaşın ardından Melez Kampı'nda bıraktığımız dostlarımız, yeni melezlerle birlikte yepyeni bir serüvene adım atıyorlar.
Ancak büyük bir sorun var: Percy Jackson kayıp!
İşte Olimpos Kahramanları serisinin ilk kitabı Kayıp Kahraman'da tanışacağımız üç yeni melez:
JASON'ın bir sorunu var. Hafızasını tamamen kaybetmiş. Jason buraya nasıl geldi? Burası neresi? Hatta Jason kim? Hiçbir şey bilmiyor ama bir şeyden çok emin. Bu işte bir terslik var.
PIPER bir sır saklıyor. Ünlü bir kişi olan babası üç gündür kayıp. Jason ve Leo'yla birlikte Melez Kampı adlı bir yere götürülüyor. İçinden bir his burada her şeyin açıklamasını bulacağını söylüyor ama her şeyi öğrenmek isteyip istemediğinden emin değil.
LEO çok becerikli. Melez Kampı'na yerleştirildiği, alet edavatla dolu kulübeyi görünce kendini hemen evinde hissediyor. Kulübe arkadaşları bir tanrının oğlu olduğunu iddia ediyor. Bunun sürekli hayaletler görmesiyle bir ilgisi olabilir mi acaba?  


8 Eylül 2014 Pazartesi

Kitap Yorumu/Alıntılar : Meleklerin Kanı | Nalini Singh

Kitap Adı: Meleklerin Kanı
Orjinal Adı: Angels' Blood
Yazar: Nalini Singh
Seri: Guild Hunter (#1)
Tür: Fantastik, Romantik, Urban Fantazi
Yayıncı: Artemis
Sayfa: 476


New York Times çoksatarı yazar Nalini Singh, meleklerin vampirlere hükmettiği, kana susamış yaratıklarla dolu ama bir o kadar da baş döndürücü bir dünyanın kapılarını aralıyor... Ölmeden önce göreceğiniz son şey, onun gözleri olacak...

Vampir avcısı Elena Deveraux, işinde en iyisi olduğunu biliyordu. Ancak yeni görevi için doğru kişi olup olmadığından emin değildi. Üstelik öldürücü bir güzelliğe sahip ve hiçbir ölümlünün kızdırmak istemeyeceği Başmelek Raphael tarafından görevlendirilmişti. Elena'nın başarısızlık gibi bir seçeneği yoktu. Görevi imkansız olsa bile. Bu kez peşine düştüğü kişi, yoldan çıkmış bir vampir değil, yoldan çıkmış bir başmelekti. Elena, kendini daha önce benzeri görülmemiş bir cinayetler zincirinin tam ortasında bulacak ve tutkunun tehlikeli uçurumlarına doğru çekilecekti. Bu av onun sonunu getirmese bile, Raphael'in baştan çıkarıcı dokunuşlarına kendini teslim etmesi, Elena'nın hayatının en büyük hatası olabilirdi. Çünkü başmelekler, ölümlü oyuncaklarıyla oynarken onları fark etmeden kırabilirdi.




Elena Deveraux, bir vampir avcısı. Fakat bu kitabı okurken klasik vampir-avcı tabularınızı yıkmanız gerek. Zira kendisi daha önce okuduğunuz/izlediğiniz diğer avcılara pek benzemiyor. Elena vampirlere kazık saplamak yerine, onların izini sürüp, paket yapıp efendilerine geri götürüyor. Yani meleklere... Yine bir görev sonrası yeni bir görev ile ilgili direktifler olacağını düşündüğü bir mektup alıyor. Fakat ne yazık ki bu görevi veren kişi ve görevin içeriği Elena'nın arkasına bakmadan kaçacağı türden. Kitap tam da burada başlıyor diyebiliriz. Başmelek Raphael, Elena'nın başarılarından ve yeteneklerinden haberdar olduğunda, ona sonuna kadar gidilmesi çok zor bir görev veriyor. Eh ne bu zorlu görev diye soracak olursanız eğer, Elena'nın yeni görevi bir BAŞMELEĞİ avlamak! Açıkçası görevde başmelek ve avlamak kelimelerinin yan yana olması bile beni dehşete düşürüyorken, siz bir de Elena'yı düşünün.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...