24 Ağustos 2015 Pazartesi

Kitap Yorumu: Şeytan Tüyü | Julie James

Kitap Adı: Şeytan Tüyü
Özgün Adı: Something About You
Yazar: Julie James
Seri: FBI/US Attorney(#1)
Tür: Günümüz, Romantik
Çevirmen: Süreyya Çalıkoğlu
Yayıncı: Ephesus 
Sayfa: 470

Kader iki azılı düşmanı birbirlerinin kollarına atarsa…

Savcı yardımcısı Cameron Lynde, Chicago'da gizli kaçamaklar yapan onlarca senatörün tuttuğu onlarca otel odasının arasından, vahşice bir sevişmenin tuhaf bir cinayetle sonuçlandığı 1308 numaralı odanın yanındakini seçer. Ve Illinois'deki, bu özel davada görevlendirilebilecek onlarca FBI ajanının arasından, Özel Ajan Jack Pallas görevlendirilir. Özel Ajan Jack Pallas yıllar önce, beceriksizliği yüzünden kariyerini mahvettiği gerekçesiyle, savcı yardımcısı Cameron Lynde'i ulusal televizyonda rezil eden Jack Pallas'ın ta kendisidir.

…elbette ortalık birbirine girer.

Cameron Lynde'le birlikte çalışmak mı? Şaka mı yapıyorlar? Jack bunun belki de, yıllar önce Cameron yüzünden Chicago'dan sürüldüğü ve nihayet bu yıl geri geldiği için, kötü bir hoş geldin şakası olduğunu umuyor. Fakat fena halde yanılıyor.


Aylardır kitaplığımda olup da okunup yorumlanmayı bekleyen onca kitabım varken, Şeytan Tüyü'nü gördüğümde dayanamadım ve planlarda bir değişiklik yapıp okumaya başladım. Bir de baktım farkında bile olmadan okumuş bitirmişim.

Normalde polisiyeye çok da bayılan bir okur olmadığımı söylemeliyim. Ama bu kitaptan sonra anladım ki ben bu türü seviyormuşum da doğru kitaba denk gelmemişim bunca zaman yada biraz ön yargılı davranıp diğer türlere daha çok zaman ayırmışım.

Çok da bir beklentiyle başlamamıştım haliyle fakat kitap ilerledikçe bırakasım gelmedi ve bittiğinde biraz daha olsa okurdum dediğim kitaplardan oldu kendisi. -Ki başlarken konuya göre kalın gelmişti kitap bana.-
Cameron Lynde işinde başarılı bir federal savcı yardımcısı ve üç yıl önce bir soruşturma sayesinde özel ajan Jack Pallas ile tanışıyor. Chicago'daki en büyük suç örgütlerinden birinin başı olan Rob Martin'i içeri tıkmak için ortak çalışıyorlar fakat işler umdukları gibi gitmiyor ve davadan vazgeçilerek işin peşini bırakmaları 'emrediliyor'. Jack iki yılını bu suç örgütünde gizli görevde geçirdiği için bu karara haklı olarak sinirleniyor. Tabii kararı verenin de Cameron olduğunu düşünmesi işleri daha da karıştırıyor ve o sinirle söylememesi gereken sözleri muhabirler önünde söyleyerek hem Cameron'ı rezil ediyor hem de kendi kuyusunu kazmış oluyor.

Federal savcı yardımcısına onca muhabir önünde hakaret etmesi Jack'in işini tehlikeye sokuyor ama Chicago'dan Nebraska'ya sürülerek işini elinde tutuyor. Bazı gözlemleri sonucu bu sürülme işini de Cameron'ın yaptırdığını düşünüyor ve davadan vazgeçilmesinin sinirini yaşarken üstüne bir de bu ekleniyor. Ve tabii ki Cameron'a olan nefreti de katlanıyor.

''Ajan Pallas... Şehre döndüğünüzü bilmiyordum. Nevada nasıldı?''
''Nebraska.''

Ne şanstır ki Jack'in tekrar Chicago'ya dönmesiyle kader onları bir cinayet davasıyla üç yıl sonra tekrar bir araya getiriyor. Cinayetle beraber olaya politik isimlerin de girmesi, Cameron'ın ise bu cinayetin tek tanığı olması ikilinin birbirlerinden kolayca kurtulamayacaklarının ilk göstergesi oluyor.

''Sizinle tekrar görüşmek güzeldi, Ajan Pallas. Nebraska'daki üç yılın, hıyarlığınızı azaltmadığını gördüğüme sevindim.''

Her ne kadar birbirlerinden haz etmeseler de soruşturma çözümlenene kadar birbirlerine mahkum oluyorlar. Önceleri ikisi için de iğnelemeli laflarla, hiddetli bakışmalarla geçse de zaman geçtikçe birbirlerine olan hisleri değişiyor, bambaşka bir hal alıyor ve derinleşiyor. Bu karşılaşma, üç yıl önce tohumları atılan fakat bir türlü yeşeremeyen duygularının açığa çıkması için belki de tek şansları ikilinin. 

''Jack'e hayatını emanet edecek kadar güveniyordu. Bu durumda muhtemelen sorması gereken soru şuydu: Ona kalbini emanet edecek kadar da güvenebilir miydi?''

Kitap boyunca Jack ve Cameron'ın inişli çıkışlı birliktelikleri epey güldürdü beni. Tabii bir de yan karakterler var ki... Jack'ten çok olmasın onları da aşırı sevdim. Cameron'ın en yakın arkadaşı muzip ve bir o kadar da zeki Collin bu listeye ilk sıradan girer öncelikle. Jack'in ortağı Sam, Cameron'ı koruyan polislerden Phelps ve Kamin... Hepsi de kendi aralarında çok eğlenceli tiplerdi. Kitapta en çok onların kısımlarında güldüm sanırım. Özellikle Kamin ve Phelps'in Cameron hakkında her şeyi öğrenmeleri ve dedikodu yaparken ister istemez Jack'i herşeyden haberdar etmeleri çok hoştu. 

Fakat şu var ki yirmi dokuz bölümlük bir kitapta daha çok gizem ve aksiyon istiyor insan. Gizem kısmı beni pek tatmin etmedi ne yazık ki. Zira katili sekizinci yada dokuzuncu bölümde öğrendik. Keşke işin bu kısmı biraz daha geç verilseydi biz okuyucuya. Bu durum bende biraz tatminsizlik yapsa da genel olarak kitabı sevdiğim için çok takılmadım. Ama keşke demeden de duramıyor insan. 

Eh bu kadar sevdikten sonra serinin diğer kitaplarını da sabırsızlıkla beklememek olmaz. Kısa zamanda elimize alabiliriz umarım! 


4.5/5



4 yorum:

  1. Kitabı not aldım. Elimdekiler hafiflediğinde hemen bakacağım. Yorum için teşekkürler emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. Sum bitirse de bir an önce yorumunu okusak dediğim kitaplardan biriydi kendileri :) Ve yoruma bakarak senin beğendiğini anlıyorum yani ben de okuyacağım :) Ellerine sağlık canısı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum biraz gecikti bitirmeme oranla ama geç olsun güç olmasın diyelim *-* Benim hoşuma gitti kuzum. Eminim beğenirsin sen de :))

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...